Hamilelik ve Kilo Kaygısı


 




Çocuk sahibi olmaya karar vermek demek, ikili ilişkiden üçlü bir ilişkiye geçişi ve aile sisteminizin yeniden düzenlenişi demektir: var olan sistem artık işlevselliğini yitirecek ve yerine farklı bir sistem kurulacaktır. Buna hazır olmak esnek olmayı da akla getirir. Yaptığımız planlar ile gerçekler uyuşmayabilir ne kadar çok kesin kalıplı plan yaparsak gerçekleşmediğinde hayal kırıklığı o kadar fazla olacaktır. Hamilelik döneminde kadınlar hormonal değişimlerle beraber bebeği korumak ve kollamak için doğal olarak bebeğe yönelirler, merkez artık bebektir ve bebeğin sağlı annenin sağlığı ile orantılı gelişir, özellikle beslenmeye dikkat etmek bu dönemde oldukça önemlidir. Hamilelik döneminde bulantı,iştahsızlık, yorgunluk, uyku değişiklikleri görülebilir.

 

 

 

Psikolojik olarak karmaşık duygular, kararsızlık, bebeğin sağlılığı ile ilgili yoğun endişe, nasıl bir anne olunacağına dair endişe, eşi ile ilişkisinin nasıl olacağına dair endişe sık görülür. Bu dönemde özellikle hamilenin kendi bedeni ile ilgili endişeleri ve takıntıları ön plana çıkabilir: eşinin kendisini beğenip beğenmeyeceği korkuları, eskisi gibi çekici olmadığı endişeleri ile gereksiz rejimler görülebilir. Oysa bu dönemde asıl önemli olan bebeğin sağlık durumudur. Onun sağlığı adına yeterli besinin alınması çok önemlidir. Kilo alımı ,beden değişikliği hamilelik döneminden sonra sona erecektir. Bu bilinçle yaklaşıldığında ne gereğinden fazla ne de az beslenmek gibi bir sağlıksız tutum tercih edilmeyecektir. Burada anne olmaya hazır olmak çok önemlidir, anneliğe hazır olmak demek bebeği taşımak ,korumak,geliştirmek gibi kavramlara sahip olmayı , bir canlının sorumluluğunu alabilme olgunluğunu gerektirir. Bu olgunluk gelişmemişse, özellikle plansız gebeliklerde bebekten çok anne adayının kendi ile ilgili kaygıları daha çok ön plana çıkabilir.Eğer anne adayında yorgunluk, isteksizlik hiçbir şeyden zevk alamama, alınganlık, sürekli ağlama hali, konsantrasyon güçlükleri, aşırı öfke varsa hamilelik depresyonunun varlığı düşünülmelidir.

 

   

 

Toplumda zayıflığın beğenilmek ve kabul edilmek ile eşdeğer tutulması kişilerin zayıflığı yüceltmesine ve zayıf olmazsa sevilmeyeceği,beğenilmeyeceği gibi kaygılar taşımasına sebep olabilir.

Duyguları paylaşmak yerine bastırınca, iç çatışmalar beden yolu ile çözülmeye çalışılır ve bu geçici çözüm bir süre sonra yeme bozukluklarına dönüşebilir. Yeme bozukluklarına zamanında müdahale edilmediği takdirde ölüme kadar gidebilir. Yeme bozukluklarına dur demek aileden başlıyor, çocuğu büyütürken,bedenden ziyade çocuğun duygularına önem vermek, başkaları ile kıyaslamamak, mükemmeliyetçi olmamak, çocukla bedeninden ziyade hayatın başka yönlerini paylaşabilmek ,sağlık beslenme konusunda örnek olabilmek ,insanların farklı vücut yapılarının olduğu bilgisini çocuğa geçirebilmek ,çocukla kiloları konusunda alay etmemek ve ya zayıfladığında daha çok sevileceği, beğenileceği duygusunu çocuğa geçirmemek önemlidir.

 

 

 

İyi iletişimin olduğu bir ilişkide, anne adaylarının eşleri ile olan ilişkileri gelişir, derinleşir. Burada baba adaylarına da önemli görevler düşmektedir. Eşinin hamileliğinde sürece eşlik etmek : kontrollere beraber gitmek, bebek ile ilgili alışverişlerde birlikte olmak, eşinin endişelerini önemsemek ve doğru şekilde iletişim kurabilmek önemlidir. Anne adayı bu dönemde hassas ve alıngan olabileceğinden bedeni ile ilgili alay etmemek, olumlu sözlerle bu özel süreci birlikte geçirmek çok değerlidir.

 

 

 

 

 

Sevda Sevimli Yurtseven

 

Uzman Psikolog

 

Aile ve Çift Terapisti

 

www.sevdayurtseven.com

 

Özel Memorial Hizmet Hastanesi